ABD’nin Irak Saldırısının Yıl Dönümünde Moskova Zirvesi

Ana akım medya kanallarında malasef dünya siyasetini çok farklı pencerelerden göremiyoruz. Türk haber kaynakları da bu konuda pek zengin içeriklere sahip değil. Bunun sebebi belki de Türkiye’deki gündemin yeterince dolu ve sıkıcı olmasından kaynaklanıyor olabilir. Fakat benim gibi merak edenler için 20 Mart 2023 tarihinde tam da ABD’nin Irak işgalinin 20. yıl dönümünde Moskova zirvesi yapıldı. Bu zirve aslında bakılırsa diğerlerine göre çok daha önemliydi. Çünkü halihazırda devam eden bir Rusya-Ukrayna savaşı var ve Çin burada Rusya’nın yanında olduğunu göstermiş oldu. Yükselen Çin ekonomisi, art arda gelen tatbikatlar, yapılan ticari anlaşmalardaki farklılıklar bu zirvenin neden farklı olduğunu açıklıyor. Çeşitli yabancı ve yerli basın kaynaklarından bulabildiğim haberleri yorumlayıp, birleştirerek bir yazı ortaya çıkardım. Fakat bu yazının ana kaynağı Amiral Cem Gürdeniz ve Yavuz Alogan’ın çeşitli konuşmaları ve yazıları olacaktır. (Merak edenler ve daha fazlasını öğrenmek isteyenler için kaynakça bölümünde hepsi belirtilmiştir.) Burada önemli olan dünya da neler olduğuna geniş bir perspektiften bakmak ve tarafsız bir şekilde gişatı göstermek.

1989 yılında soğuk savaştan yenilgiyle ayrılan SSCB gücü ABD’ye bırakmıştı. Uluslararası suların kontrolünden. Ortadoğu’ya kadar hakimiyetini gösteren Amerika için zor günler kapıda gözüküyor.

Çin ve Rusya batı bloğuna karşın beraberliklerini güçlendirdiler. Çin lideri Xi Jinping, Rusya ziyaretinin öncesinde Ukrayna hakkında konuştu. Rusya’nın resmi kararlarının yayınlandığı Rossiyskaya Gazeta gazetesinde çıkan bir yazıda Şi Cinping “Ukrayna krizinin geçen yılın başından beri topyekün tırmandığını gördük. Çin, olayların temeline inerek krizin en az zararla atlatılması için akıllıca çözümler üretiyor ve barış için aktif çaba gösteriyor.” diyerek diyalog çağrısında bulundu. Bunun yanı sıra Rusya-Çin dostluğuna dikkat çeken lider “70 yıldan fazla bir süredir Çin-Rusya ilişkilerinde çok uzun bir yol kat ettik. Geriye dönüp baktığımızda, Çin-Rusya ilişkilerinin bugünkü durumuna gelmesinin kolay bir süreç olmadığının farkındayız ve bu dostluğu korumalıyız. Çin ile Rusya arasındaki ilişki sürekli artıyor. Rusya’ya yapılan mevcut ziyaret, dostluğu ve barışı güçlendirmeyi amaçlıyor ve Putin, Rusya-Çin ilişkilerinin ilerlemesi için istekli.” diyerek sözlerine devam etti. Rusya’da farklı bir şey yapmadı. Çin merkezli bir gazete olan People’s Daily‘ de konuşan Putin “Çin’le Rusya, batının hegemonyasına karşı ‘omuz omuza'” dedi.

NATO tarafına baktığımızda ise Japonya Başbakanı Fumio Kishida Ukrayna’yı ziyaret etti ve Ukrayna Dışişleri Bakanı Yardımcısı Emine Ceppar tarafından karşılandı ve Volodimir Zelenskiy’e savaşta sizin yanınızdayız mesajını verdi. Peki Japonya’yı diğer Avrupa ülkelerinden farklı kılan nedir? Çünkü pek çok avrupa ülkesi hemen hemen benzeri şeyleri yaptı. Fakat burada Japonya Anayası’nın 9. maddesine bakalım.

Japonya Anayasası’nın 9. maddesi, ülkenin savaşa karşı tutumunu açıklayan önemli bir maddedir. Bu madde, Japon halkının barışçıl bir ulus olarak varlığını sürdürmesi ve uluslararası barışa katkıda bulunmasını amaçlamaktadır. Maddenin tam metni şu şekildedir: “Japon halkı, barış içinde yaşamak ve asla savaşa başvurmamak hakkına sahiptir.” “Savaş tehditlerine veya güç kullanımına dayanan uluslararası anlaşmalar hiçbir zaman kabul edilmez.” Bu madde, II. Dünya Savaşı’nın ardından Japon halkının barışçıl bir ulus olarak kalmalarını sağlamak için yazılmıştır. Japonya’nın savaş gücü sınırlandırılmış ve ülkenin savaşa karşı tutumu açıkça belirtilmiştir. Bu madde, Japon hükümetinin savaşa katılmasını yasaklamakta ve ülkenin barışçıl bir şekilde varlığını sürdürmesini teşvik etmektedir.

Ortak Deniz Tatbikatları Ve Enerji Anlaşmaları

Geçtiğimiz şubat ayının sonlarına doğru Rusya, Çin ve İran Hint Okyasunu’nda tatbikat düzenlemişti. Mart ayında ise yine aynı ülkeler Umman Körfezi’nde 5 gün süren ‘Deniz Güvenliği Kuşağı-2023’ isimli bir tatbikat düzenlediler.

Bunların yanı sıra Kuzey Kore, Amerika ve Güney Kore’nin ortaklaşa yaptığı tatbikatının olduğu yere 2 adet balistik füze fırlattı. Füze 1000 km mesafe kat ettikten sonra Japonya’nın batısına düştü.

Deniz tatbikatlarının yanı sıra havada da sıcak temas yaşandı. 14 Mart tarihinde Kırım’ın güneybatısında ABD’ye ait insansız hava racı olan MQ-9 Reaper, 2 Adet Rus Sukhoi Su-27 uçağı tarafından düşürüldü.

  • Suudi Arabistan Şangay İşbirliği Örgütü’ne diyalog ortağı olarak katıldı. Aynı zamanda Suudi Arabistan’nın ulusal petrol ve doğalgaz şirketi olan Saudi Arabian Oil Company Çin’in Norinco ve Panjin şirketleriyle ortak olarak Çin’de rafineri ve petrokimya tesisi inşa edeceğini duyurdu. İnşaatlara Nisan ayında başlanacak olan tesislerin 2026 yılında işleme geçeceği ön görülüyor. Bu tesis günlük 300 bin varil üretim kapasitesine sahip olacak. Ayrıca, petrokimya tesisi ise yılda 1,65 milyon ton etilen ve 2 milyon ton paraksilen üretebilecek.
  • Çin, Brezilya ile tüm ikili ticareti artık dolar yerine yerel para birimleri üzerinden yapma kararını almıştı. Yıllardır süregelen petro-dolar sistemini tamamen bitirmek için bu kez de Fransız Total Energies şirketi ile anlaşan Çin’in devlete ait enerji şirketi CNOOC, uluslararası ticarette yuan kullanacaklarına dair anlaşmaya vardılar.

Amerika ise Baltık Denizi’nden, Akdeniz’den , Adriyatik’den Rusya’yı kuşatmış durumda. NATO’ya Ukrayna, Finlandiya ve İsveç’i de alarak Karadeniz’den de kuşatmak istiyor. Buna karşın Asya’dan ise Japonya, Güney Kore, Tayvan gibi ülkeleri silahlandırıyor. Fakat soğuk savaş sonrası küçültmeye gittiği askeri kuvvetlerini özellikle de donanmasını son yıllarda yeniden zirveye ulaştırmaya çalışıyor ama yükselen Çin donanmasına ve bu donanmalarda çalışacak olan yüksek nüfusa yetişmesi artık çökmeye başlayan neoliberal politikalarıyla pekte mümkün gibi durmuyor. Ukrayna savaşını Avrupa ülkeleri üzerinden hibrit bir model ile yürüten Amerika başarılı olabilecek mi? Sadece Avrupa ile de sınırlı kalmıyor ve müttefik olarak gördüğü her ülkeden yaptırım uygulamasını bekliyor. Bu yaptırımlara bir tek Hindistan en başından beri katılmadı. Genel olarak baktığımızda ise ellerinde tuttukları güç ile az gelişmiş ülkelerin kaynaklarını sömürmeye devam etmek istiyorlar. Pazar payını kaptırmamak istiyorlar. Bu süreç nasıl gelişir bilemiyoruz ama Türkiye bunun neresinde olur işte o hepimiz için merak konusu.

Burada tarihsel sürecini incelediğimizde Türkiye’nin yapacağı en akıllıca şey kurucumuz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün yaptığı ve çok başarılı olduğu tarafsız kalarak denge siyaseti yapmak. Türkiye iki blok arasında coğrafi konumu gereği denge siyaseti izlerse ve tarafsız kalırsa her zaman karlı çıkacaktır. Atatürk gidip SSCB ile ittifak kurmadı ama dostane ilişkiler kurdu. Cem Gürdeniz’in sözü ile kapatacak olursak “Türkiye’nin coğrafi konumu hiç bir güce, askeri ittifak kuracak kadar muhtaç değil.”

Yararlandığım Kaynaklar

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir